7 Şubat 2009 Cumartesi
20 Ocak 2009 Salı
3 Ekim 2008 Cuma
Güvercinlerimiz
2 Eylül 2008 Salı
Eylül2008
Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından
bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta
geçen geçtiği yeri
yavaş yavaş çıktım içimden.
Dokundum
yavaş yavaş acıya, kuvarsa, şiire
yavaş yavaş tarttım suyu,
anladım nedir ağırlık, kokular, coğrafya.
Eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini
gördüm sessizliğin dümdüzlüğünü
gördüm
yinelemedi gördüğüm hiçbir şey
böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana
insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı
böyle karıştım kalabalıklara
kalabalıklaştım böylece...
İlhan Berk( 1918 - 2008 )
6 Temmuz 2008 Pazar
24 Haziran 2008 Salı
EURO-2008 ÇILGIN TÜRKLER SAHADA
Önce İsviçre'yi geçtik....
Çeyrek finalde mucizeler yarattılar ve depresyona girdi Hırvatlar!
Son dakika golü ve penaltılarda file bizden yanaydı.
Rüştü kalede panter, Semih sahada aslan kesildi...ve
takımın kaderini değiştirdi...
Şimdi sırada Almanlar var, bakalım neler yapacak kalan son kahramanlar!
Başarılar!
Sıradışı bir kadın: Frida

FRIDA KAHLO
İlginç yaşamı ile o ilgimi hep çekmiştir. 3 yıl önce henüz gündemde değilken okuduğum bir romanda bir karakter olarak rastlamıştım ona. (Paul Alster- Yanılsamalar Kitabı) Sonra filmini izledim, başrolde oynayan Salma Hayek çok başarılıydı. ardından romanını okudum.
Sıradışı bu kadın belki bizlere güzel ve çekici gelmeyebilir, ama Meksika'da kadınların bıyıklısı ve kalın bitişik kaşlı olanları daha makbulmüş. Valla ben o kitapta öyle okudum...Doğru mu,yanlış mı bilmiyorum...
16 Haziran 2008 Pazartesi
Kumaş Çantalarım- My Handwork Bags- Meine Handwerk-Taschen
Eşimi giymediği gömlekten yaptığım bluz ve çantası
Kızımın makyaj çantasının ters-yüz edilmiş ve kaplanmış yeni hali.
Çantalar kolkola
Bir zamanlar elbiseydi, şimdi şık bir çanta..
.
Ben de hiç makina dikişi yok, % elişiyim hem de penyeden...
Tokat yazması ile güzelleştim...
İçim gömlek, dışım pazar torbası.... Şimdi şık bir plaj torbası, sınıf atlamışım haberim yok!
Pantolonken bu kadar güzel durmuyordu askıda....
13 Haziran 2008 Cuma
Karadutum Çatalkaram.....

Karadut deyince aklıma evvela Bedri Rahmi'nin o meşhur "Karadutum, çatalkaram, çingenem!" şiiri gelir, sonra da memleketteki bahçemiz. Yazın gittiğimizde sadece vişne ve karadutlar kalır ağaçlarda. Annem kimselere elletmez onları dallarda bekletir de bekletir, sanki dolapta saklıyor gibi. O, onun hakkı, bu bunun hakkı, der durur, dalında görünce bizim gözümüz doyar demek ki, pek yemeyiz. Oysa market vitrininde, küçük bir plastik kabın içinde bir de turfanda olsa, kaç para olursa olsun almak isteriz.
Annem, olgunlaşanları derin dondurucuda ya da pet şişelerde saklar, giderken götürün, der. Karadut bu, o kadar uzun yola dayanır mı? Erir, sulanır, ekşir, biz orada yediğimiz birkaç dut ile yetiniriz. Annem sakladığına bin pişman olur.
*****
Geçen yıl bahçeye, görünümü modern sanat eserlerini andıran, dalları aşağıya doğru bir karadut fidanı diktik, bir-iki ay sonra minik minik meyveleri olmuştu, fakat annemin karadutlarına benzemiyordu tadı, ne ekşi ne tatlıydı. İlk yıl böyle olur, dediler. Bu yıl yine dolu minik dallar. Tadı yine belirgin değil, karadut yemiş gibi olmuyor insan. Ama görüntüsü çok güzel...
Karadut, beyaz duta göre daha yararlı, bağırsak kanserine iyi geldiğini ve kan şekerini düzenlediğini duymuştum. Ayrıca antioksidan özellikleri de var. Reçeli, marmeladı ve şurubu da sıcak yaz günlerinde iyi gider.
Yerken tadı güzel de, üstünüze damlatmayın sakın, lekesi kolay kolay çıkmaz!
*****
Sağlıklı ve neşeli bir haftasonu dileğimle!

10 Haziran 2008 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















